7 şubat 23:08, Kafkaesque:
Kafkaesque kelimesi uzun süredir sık sık düşüncelerimin arasına karışır, uygun seçilmiş bir kelimenin düşünme sürecini kolaylaştırdığının net bir kanıtını oluşturuyor bence. Ne olduğunu bir türlü anlayamayan bir ana karakterin varlığı, anlamlandıramadığı düzenlerin içinde eriyip giderken bütün sorgulamaları da boşa gitmektedir. Durmaksızın çarkları dönen bir makinenin içinde makinenin nasıl ve neden çalıştığını anlayamadan öldüğünü ve çürüdüğünü hisseden karakterler yaratmayı başarmıştır Kafka, kimi zaman bu karakterler savaşmaya çalışsa da en büyük sorun savaşılacak düşmanın belirsizliğidir ve aynı şekilde bu düzende dostlar da belirsizdir. Kafkanın bir avukat olması ve hayatının önemli bir kısmını kağıtlar üzerinde ne idüğü belirsiz şeylerle çalışarak geçirmesi bu karanlık dünya görüşüne sürüklenmesinde elbette etkilidir, Poseidon üzerine düşünceleri de bunu kanıtlamaktadır fakat Kafka yalnızca modern dünyanın ve modern bürokrasinin altında ezilen insanlar yaratmamıştır, Kafkaesque dünyanın iç duvarları kağıttan olsa da dış duvarları evrenin ta kendisidir, ya da daha net olursak karakterin algılayabildiği kadarıyla evren diyebiliriz. Bu karakterlerin içinde bulundukları sıkıntı halinin temel kaynağı onların duyduğu kozmik buhrandır, kurtarıcıya olan inanç eksikliği ve kendi hayatlarında başkalarının esiri olmanın getirdiği hayatın anlamsızlığı düşüncesi. Kafka'nın bürokrasi yoluyla evrenin karamsar bir portresini çizmeye çalıştığını düşünüyorum, O yaşadığı inanç ve anlam eksikliği nedeniyle evrendeki kararları da anlamlandıramıyor ve bence tam da bu nedenle onları ne olduğu anlaşılamayan bir dava sürecine benzetiyordu. Edebiyat ve sanat tarihi boyunca sıklıkla sorulan kötülük problemi ve anlamın varlığı gibi sorulara verdiği sanatsal bir olumsuz cevaptır bence Kafkaesque dünya tasarımı, dünyanın anlamsızlığına ve insanın yaptığı eylemlerin etkisizliğine olan inancını oluşturduğu karamsar atmosferde başarılı bir şekilde işlediğine inanıyorum. Kafka'yı farklı kılan unsur bence iyilik ve kötülüğün ötesine varması ve mutlak anlamsızlık noktasına ulaşmasıdır, onun inancında evren/Tanrı iyiyi veya kötüyü ödüllenirmek veya cezalandırmakla ilgilenmez, ödül de ceza da yoktur ve her şey mutlak bir şekilde anlamsızdır, Nietzschenin kendisinden 40 yıl önce vardığı bu noktaya kendisi de varan Kafka, Nietzschenin aksine übermensch konseptine ilerlememiş, olduğu yerde kalıp Milena'ya bahsettiği o korkunç ruhsal sıkıntıları yaşamıştır ve Nietzsche gibi o da oldukça erken bir yaşta vefat etmiştir. Benim dikkatimi çeken bir nokta, anlamsızlığın kabulünden sonra ilerleyen Nietzschenin de ilerlemeyen Kafka'nın da sonrasında hayatlarında ve felsefelerinde en önemli noktanın bu anlamsızlık durumu olmasıdır, ben bu farkındalığı kalplerine saplanan bir hançer gibi düşünüyorum, Kafka o hançeri çıkarmakla uğraşmadı ve hançerle yaşamayı tasvir etti ve o şekilde öldü, Nietzsche ise hançeri çıkardı ama kan kaybından öleceğini düşünemedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder