5 şubat 19.51, fantastik hikayeler üzerine düşünceler:
Doğu, Afrika ve daha nice primitive kabileler fantastik öykülerin ve mitlerin yuvasıdır, insan bilincine kavuşmaya başladıkça mitler de üretmeye başlamıştır, ya da mitleri algılayabilecek zihinsel kabiliyetlere sahip oldukça tarih yazımına girebilecek kayıtlara mitler dahil olmaya başlamıştır. Bu süreç kolektif bilinçaltının oluşumuyla paralel devam etmiştir, insanların zihinsel algıları geçen zamanla beraber değiştikçe mitler de değişmiş fakat belli başlı unsurlar sabit kalmıştır, Jung da bunlara arketip der. Benim ilgilenmek istediğim konu ise, 20.yüzyıl ile beraber yaygınlaşmaya başlayan fantastik hikayelerin ve süper kahraman filmlerinin bu süreç ile bağlantısını irdelemek. Dinlere ve mitolojilere olan inanç soğuk bir uzay parıltısına, kuru bir bilgisayar tıkırtısına dönüştükçe ve tarihselleşip hermeneutik eşliğinde yok oldukça insanlar kutsal ritüeller ve oyunlar inşaa etmeye başladılar, bunun bana göre en önemli örneklerinden biri fantastik dünyalar yaratımı ve süper kahraman filmleri. Mitolojik unsurlarla dolu bu dünyalar, eski dünyaların kahramanları, cadıları ve ruhlarıyla dolu olsa da artık onlar fantastik olduğu bilinerek okunur, her ne kadar bu bilgi okumaya daha başlanırken bile mevcut olsa da, bir süre sonra bu dünyalara tutkuyla bağlanan yeni insanlar çıkar, LOTR nerdlerini düşünelim mesela, bunların arasında ciddi oranda herhangi bir mitolojiye inanmayan materyalist insanlar da vardır fakat Middle Earth hakkındaki her detayı öğrenirler, tutkulu bir şekilde bilgi edinirler, her ne kadar inanmasalar da bu tutku düzeyi ilgi çekicidir. Bu saplantı hali, sıradan başka bir kurgu ile benzer değildir, örneğin ciddi şekilde dostoyevskiye bağlı olanların durumu oldukça farklıdır çünkü orada doğrudan gerçek hayata yönelik çıkarımlar söz konusudur ve genellikle karakterler de gerçek hayatta olabilmesi olanağına bağlı olarak beğenilirler. Fakat fantastik dünyalarda veya fantezi öğeleri içeren Dönüşüm gibi romanlarda halkın artık kaybetmeye yüz tuttuğu bir psyche kısmına hitap edilmektedir ve bence tam da bu yüzden popülaritesi ciddi şekilde artmaktadır. Hatta iddiamı biraz daha ilerletip şunu söylemek isterim: fantastik dünyaların halka hitab etmesi kolektif bilinçaltındaki mitlerle benzerliğiyle doğru orantılıdır, mitleri hatırlattıkça okunmaya olan zevki ve bilişsel tatmini arttırır. Bunun iyi bir örneği LOTR'da orkların topraktan ve çamurdan doğmasıdır bence, bu tarz unsurlar zihindeki mitlerle kesiştikçe insan kendi psychesinde daha derinlere yol alır, zaten fantastik dünyalarda da derin tüneller, yeraltı gibi unsurlar sıklıkla bulunur. Bunun yanı sıra, süperkahraman filmleri de bu noksanlığın doldurulmasında önemli yer tutmaktadır, günümüzde batıda inanılmaz derecede popüler olan Batman, Superman gibi filmler eski dünya mitlerinin unsurlarıyla dolup taşmaktadır ve o mitlerle bağlantısını yitirmiş şehrin insanlarına neyi kaybettiğini fark ettirmeden hatırlatmaktadır. Bu durumun faydaları olduğu kadar zararları da vardır çünkü insanlar her ne kadar fark etmeden mitlerle bağlantıları devam etse de, bu bağlantı doğrudan olmadığı için bu önemli bağlantıların eksikliğini net olarak değil ancak dolaylı yollarla hissetmektedirler ve bu da zihinsel tensiona neden olmaktadır. Ayrıca gerçek mitlerin de aynı bugünkü mitimsiler gibi yalnızca insan eliyle yapıldığı gibi bir yanlış anlaşılmaya neden olmaktadır. Fakat ne olursa olsun, bu bağlantının kesilmemesinin ileride daha kuvvetli zihinsel yolculuklar için faydalı olacağını düşünüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder