10 Mayıs 2025 Cumartesi

reflection15: loose boundaries

 fotoğraf çekmek nedir? uzayzamanın bir anını, zaman ve uzamın bir boyutunu yok ederek bir düzleme nakşetmek. nihayetinde bir projeksiyon hareketi, var olanı indirgeme ama bilgiyi saklama çabası, bir hologram. ilgimi çeken nokta şurada başlıyor, beyazımsı göğü de içeren bir fotoğrafı beyaz bir düzlemle kaynaştırdığımızı hayal edelim. iki adet iki boyutlu nesneyi göğüs göğse birleştiriyoruz. göğün bir anda arkadaki beyaz düzlemle özdeştiğini ve detayların kaybolduğunu anlarız, bilgi yitmiştir ve gök artık yapay ve arıtılmış o beyaz boşluğun fotoğrafın içine sızan kısmıdır. dolayısıyla iki boyutu kaybetmenin yanında, bir de ince detayları da yitirdik, fotoğraftan geriye ne kaldı diye sormak mümkün. yahut soruyu şuna çevirelim, beyaz bir düzleme konduğunda detayları kaybolan bir nesnenin gerçekte detayları olduğundan söz edilebilir mi? hemen sorumuz yeni bir soruya yol açıyor, gerçek burada tam olarak nerede? zaten 2 boyutu yitmiş bir anın, boyutsuzluğunun derecesi midir reflectionlara konu olan? ama hayır, burada mesele, hiçliği boyayan boyasız kalmış detayların hiçlikten ayırt edilemez hale gelmesine rağmen hiçlik haline gelmemesidir. sanat aslında hiçliği boyamakken, realite fotoğraftan taşandır, göğüs göğse çarpıştıklarında sanat realitenin içine sızar, onu değiştirir ve onunla genişler lakin realite, olmakta olan varlığının akışıyla müsemmadır, dolayısıyla Dasein fotoğrafı yahut videosu çekilemez olandır, hologramı dahi yapılamaz. şiir aslında 4 boyutlu dünyamızın, zihinsel boyalarla keskin uçlarının yumuşamasıdır, şiir teklifsizce dünyaya sokulur ve onun parçası haline gelir, lakin dünya her daim vardır ve yumuşamayacak uçtaki sertlikleriyle kendini şiirden ayırır.