eve dönmek ne mümkün
ben evimi her an ve her daim sırtımda taşırken
gittiğim her yerde kendimi arayıp ve her bir an kendimi bulurken
kalbime nasıl döneceğim, yollardan öte bir arayış bu. kalıplar boynumu sarıp sabahı aradığım ilk ışığı beklediğim gecelerde nefessiz kaldığımda boğazımı yırtan haykırışlarımı duyacak mısın? kelimeleri özensizce fırlatışım yüzüne bir tokat gibi çarptığında uyanacak mısın yıllardır ürkerek ve titreyerek inlediğin boz bulanık uykundan? sana senden haber versem bana inanacak mısın? hayır, geceyi ve zincirleri boğazımdan çıkarıp sabaha ulaştığımda, bu mektubu sana ulaştırsın diye bir şahine vermeyeceğim, kendi ellerimle yazdığım satırları kendi ellerimle yakacağım ki kelimelerin küllerinden yayılan koku bir an olsun arttırsın nabzını. anlamazsın, anlatmam, sabahı beklerim ve öğrenirsin, öğreneceksin. öfkemi içimde çokça çevirip kıyılarına bir mızrak gibi sapladım yıllarca fakat bakışlarımdan çıkan karartıyı sen anlamadın. ben özgürlüğün ayak seslerini ense kökümde bir hançer olarak duyumsadım, bunu geceye ve duvarlara en çok da dalgalara anlattım, kelimelerim tükenmedi ama çokça yoruldum, bileğimdeki zincirler gevşediğinde daha çok daha derinden aradım sensizliğin anlamını. bütün bunlar gelip geçici, sarıyerde zamansız bir ayaz değil midir beni senden inciten?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder